kizilay_banner_728X090

Türkiye'de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen, Versiyon 4

"Ranking of first 6000 academicians along with their major and scientific area of interests in Turkey based on H-index and citations, 2021, Version 4"
Bu haber 2021-02-07 14:09:41 eklenmiş ve 6422 kez görüntülenmiştir.
https://www.adscientificindex.com/add-profile-correction-form/?ref=banner

"Türkiye'de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen, Versiyon 4"

"Ranking of first 6000 academicians along with their major and scientific area of interests in Turkey based on H-index and citations, 2021, Version 4"

https://www.researchgate.net/publication/349075094_Turkiye'de_en_cok_atif_alan_ve_H_index'i_en_yuksek_6000_akademisyen_2021_Versiyon_3

 

"Türkiye'de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen, 2021 Versiyon 4” Branşa ve temel alana göre sıralı tam liste

"Ranking of first 6000 academicians along with their major and scientific area of interests in Turkey based on H-index and citations, 2021, Version 4"

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi öğretim üyesi Prof.Dr. Murat ALPER'in Researchgate.com 'da yayınladığı "Türkiye'de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen 2021" başlıklı çalışmada Türk üniversitelerinde görev yapan yerli ve yabancı akademisyenlerin 6-10 Şubat 2021'deki Google Scholar açık profillerine göre en çok atıf alan ve en yüksek H index'ine sahip ilk 6000 akademisyen açıklanmıştı. İlk versiyonun yayınlandığı tarihten bugüne kadar bildirimler düzeltilmiş ve yoğun güncellemeler yapılarak “Türkiye'de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen, Versiyon 2” ve ilaveler yapılmış ve temel alan ve branş içi daha sağlıklı değerlendirme için yanına temel bilim alanları eklenmiş Versiyon 3 yayınlanmıştır. Şu an Versiyon 4’te H indeksi, atıf, isim, kurum, branş ve temel alanlara göre sıralı 6 güncel tablo bulunmaktadır. Google Scholar profillerine göre sıralama yapan Webometrics 2015 ve 2016 yılında “Ranking of scientists in Turkish Institutions according to their Google Scholar Citations public profiles.“ adıyla ülkemiz akademisyenlerini sıralamışsa da Webometrics'in daha sonraki yıllarda sadece İspanyolca konuşan ülkeleri sıralamaya başlaması üzerine liste güncellenmemişti. Web of Science, Scopus, Google Scholar ve benzerlerinin artı ve eksi yönleri ve ne amaçla kullanılabileceği, sınırları bilim dünyasınca iyi bilinmektedir. Çalışmayı bu sınırları aşan şekilde yorumlamak hatalı sonuçlar doğurabilir. Web of Science ve Scopus gibi listelerde sıralamada olduğu halde bu listede ismi görülmeyen veya ismini göremeyen akademisyenler için açıklama yapmak gerekirse bu çalışma akademisyenin gönüllü olarak kendi oluşturup kamuya açtıkları Google Scholar profilleri üzerinden yapılmıştır, akademisyenin diğer listelerde yüksek H indeksi ve yüksek atıf sayısı otomatikmen Google Scholar profili oluştuğu anlamına gelmemektedir. Google Scholar sıralamasının sıfır hatalı olması doğası icabı ve veri toplanması program ve otomasyonla değil her bir akademisyen için tek tek manuel yapıldığı için mümkün değildir. Google Scholar profillerinin gönüllülük esaslı ve tarama tarihi itibariyle profilin genele açık olmaması, profilin standart olmaması, doğrulanmamış profiller, çalışılan kurum yazmaması, soyadı ve kurum değişiklikleri, vefat, sistemin bilinen bazı hatalara açık olması, fizik gibi bazı branşlarda CERN ve benzeri aşırı çok yazarlı makale tartışmaları içermesi ve olası maddi hatalar, ek tespitlerimiz ve bildirilen eksiklikler elden geldiğince düzeltilmiştir.Bu çalışmada kullandığımız YÖK’ün https://akademik.yok.gov.tr/ adresindeki Yükseköğretim Akademik Arama sitesindeki profillerin de kontrolü önemlidir. YÖK akademik sitesindeki isimle Google Scholar profilindeki ismin aynı olması bulunmayı kolaylaştıracak bir faktördür. ÇEŞİTLİ NEDENLERLE TEMEL ALANI ve KURUMU EKSİK VEYA YANLIŞ OLANLARIN DÜZELTME İÇİN RESEACHGATE ADRESİMİZDEN BİLDİRİM YAPMASINI BEKLİYORUZ. BEKLEDİĞİMİZ DÜZELTMELER ATIF VE H İNDEXİ KAPSAMINDA OLMAYIP KURUM VE TEMEL ALANLA İLGİLİ OLMALIDIR. BİR SÜRE VERİ TOPLANDIKTAN SONRA 2021 VERSİYON 5 YAYINLANACAKTIR. 2022 VERSİYONU OCAK 2022 DE YAYINLANACAKTIR. Prof.Dr. Murat ALPER'in 6-10 Şubat 2021'deki Google Scholar açık profillerine göre H indexi ve atıf sayısına göre açıkladığı ilk 6.000 araştırmacı içinde H index’i en yüksek 10 akademisyen sırasıyla Veysi Erkcan Ozcan, İsa Dumanoğlu, Ferhat Özok, Kadri Özdemir, Erhan Gülmez, Mehmet Tevfik Zeyrek, Sertaç Öztürk, Gülsen Önengut, Bora Işıldak ve Rena Çiftçi’dir. İlk 6.000 araştırmacı içinde atıf sayısı en yüksek 10 akademisyen ise sırasıyla Veysi Erkcan Ozcan*, Saleh Sultansoy*, Orhan Çakır*, Serkant Ali Çetin*, Metin Arık*, Abbas Kenan Çiftçi, Mehmet Tevfik Zeyrek, Ferhat Özok ve Bora Işıldak’tır. Oluşan sıralama, çok isimli CERN ve benzeri değerli çalışmaların puanlanma konusunu tekrar gündeme getirebilir. Temel Alanlara göre ilk 6000 'de Sağlık Bilimleri 2302, Mühendislik Bilimleri 1359, Fen Bilimleri 1070, Eğitim Bilimleri 459, Sosyal ve Beşeri Bilimler 409, Ziraat, Orman ve Su ürünleri 296, Filoloji 26, Spor Bilimleri 24, Mimarlık 15, İlahiyat 12 akademisyenle yer almaktadır. H indeksi ve atıf ayrı ayrı ilk 6000 içinde en fazla akademisyenle yer alan ilk 10 üniversite ve listeye giren akademisyen sayısı sırasıyla Hacettepe 546, ODTÜ 415, İTÜ 383, Ankara 377, Gazi 361, Ege 322, İstanbul 309,Koç 285, Atatürk 273 ve Erciyes ve Dokuz Eylül 264’şer akademisyenle yer alırken bazı üniversitelerin ise ilk 6000 kişilik listede hiç yer almadığı görüldü. Bu durum kurumların akademisyenlerinin hem bilimsel platformlarda görünürlüğü hem de bilimsel üretimlerini teşvik etmeleri ve bazı üniversitelerimizin daha nitelikli öğretim üyesi edinebilme ve onları kaybetmemek için bazı düzenlemeler ve cazibe unsurlarının olması gerektiğini de ortaya koymaktadır. Rektörlük ve Dekanlık akademik personel birimlerinin mensuplarının bilimsel ortamlardaki durumunu bilmeleri ve takip etmeleri gerekmekte değil midir? Bu çalışmanın bir diğer amacı da akademisyenlerin değişik platformdaki profillerini düzenlemelerine ve çalışmalarını daha erişilebilir kılmaya teşviktir. Bunu atıf sayısını artırmaya katkı sağlayacağı açıktır. Diğer fayda olarak profilini kendine ait olmayan yayınlarla şişiren onlarca akademisyen görünür olup kurumunda ve çevresinde eleştiri almaya başlamıştır. Profilini kendisine ait olmayan çalışmalarla dolduranlarla ilgili branş dernekleri ve kurumlarının da yapması gereken yaptırımlar olması gerektiği açıktır. Bu incelemeler sırasında değişik gözlemlerimiz de oldu, örneğin CERN çalışmaları yoğun bilimlere detaylı baktığınızda CERN’le bağlantılı olmayan öğretim üyelerinin yayın sayısı pek te tahmin edildiği gibi yüksek değil, örnek XXXX üniversitesi YYY bölümü. Aynı şekilde rektörlerimizin atıf ve H indexi sayısı hakikaten vahim.

https://www.researchgate.net/publication/349075094_Turkiye'de_en_cok_atif_alan_ve_H_index'i_en_yuksek_6000_akademisyen_2021_Versiyon_3

Ranking of scientists in Turkish Institutions according to their

Google Scholar Citations public profiles.

6 Şubat 2021 Tarihli https://scholar.google.com/ verilerine göre ilk 6000 H indexi…

Türkiye'de en çok atıf alan ve H index’i en yüksek 6.000 akademisyen

Tıklayınız: Versiyon 1

Manuel yapıldığı ve profiller standart olmadığı için hatalı olabilir,

lütfen   https://www.researchgate.net/publication/349075094_Turkiye'de_en_cok_atif_alan_ve_H_index'i_en_yuksek_6000_akademisyen/stats

  adresine bildiriniz

 

Rektörlerin H -indeksi,   Türk üniversitelerinde H indeksi

En Yüksek Olan Akademisyenler,

H indeks Nedir?  Atıf Sayısı

1. Toplam Yayın Sayısı: Üretkenliği göstermesi açısından önemli bir ölçüttür. Ancak yapılan yayının önemi ve etkinliği konusunda bilgi vermediği için tek başına yeterli bir ölçüt değildir.

2. Toplam Atıf Sayısı: Yapılan çalışmaların ne kadar etkin olduğunu göstermesi açısından “atıf” önemli bir ölçüttür. Bir çalışmadan ne kadar bahsediliyor, ne kadar kaynak olarak gösteriliyorsa o denli önemlidir denebilir. Atıf mekanizmasının fikir babası, “Thomson Reuters” şirketinin önemli bir bileşeni olan “Institute of Scientific Information (ISI)”ının da kurucusu olan Eugene Garfield’dir(1). Tek başına kullanılması durumunda, toplam atıf sayısı eşit iki akademisyenin bu sefer de toplam yayın sayıları hakkında bilgi sahibi olma şansımız olmayacaktır. İkisi birarada ele alındığında ise atıf sayısının yayınlarının tamamından mı, yoksa sadece belirli bir kısmından mı (örn. çok atıf alan çok merkezli bir çalışma ya da derleme yazısı) kaynaklandığını anlama şansımız olmayacaktır. Önemli bir gösterge olmasına karşın, yapılan bilimsel çalışmaların değerini tam olarak yansıtmamaktadır. Ayrıca bir yayının çok atıf alması her zaman için o yayının çok nitelikli olduğu anlamına gelmeyebilir. Yayın, olumsuz bir yönü nedeniyle dikkat çekmiş ve çok sayıda atıf almış da olabilir.

3. Yayın Başına Düşen Atıf Sayısı: İlk iki ölçütün bir arada değerlendirilmesine olanak sağlayan bir ölçüttür. Yayın sayısı çok olan kıdemli bir akademisyen ile, kariyerinin henüz başında olan ve yayın sayısı az olan genç bir akademisyeni karşılaştırma olanağı sağlaması en önemli avantajıdır. Bir yayının atıf alması ortalama beş yıllık bir süreç gerektirdiğinden, bazen üretken bir akademisyenin (paydada çok sayıda yayın olması nedeniyle) değerlendirmesinde olumsuz sonuç verebilmektedir.

4. Nitelikli Yayın Sayısı: Sadece belirli bir sayının üzerinde atıf alınan yayınların dikkate alındığı bir ölçüttür (5’in üzerinde atıf alan çalışma sayısı gibi). Bu ölçütün kullanılması ile ilgili en önemli sorun, eşik değerin rastgele belirleniyor olmasıdır. H-İndeks Yukarıda belirttiğimiz ölçütlerin eksik yönleri dikkate alınarak, Jorge E Hirsch tarafından 2005 yılında geliştirilen bir ölçüttür(2).

H-indeks, en az h sayıda atıf alan h sayıda yayını olduğu anlamına gelmektedir. Örnek verecek olursak; h-indeksi 10 olan bir akademisyenin, 10 tane en az 10 atıf alan yayını varken, h-indeksi 5 olan bir başka akademisyenin ise 5’in üzerinde atıf alan en az 5 yayını var anlamına gelmektedir. Bir akademisyenin h-indeksinin bir puan artması için, örneğin 5’ten 6’ya çıkması için hem ilk beşte yer alan yayınlarının atıf sayısının 6 ve üzerine çıkması hem de ilk beşte yer almayan başka bir çalışmasının en az 6 atıf alması gerekmektedir.

"Ranking of first 6000 academicians along with their major and scientific area of interests in Turkey based on H-index and citations, 2021, Version 3"

 

 

Prof. Dr. Bumin N. Dündar hoca olayı güzel anlatmış:

Nedir Bu H-İndeksi? H-İndeksi Çıktı Mertlik Bozuldu….

21 ŞUB 2021

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Alper tarafından hazırlanan ve Researchgate’de yayınlanan ülkemizin en yüksek h-indeksi ve atıf sayısına sahip akademisyenlerinin yer aldığı 6000 kişilik  liste akademi dünyasını şu sıralar meşgul ediyor.  Google Scholar verilerine dayanan h-indeksi ve atıf sayılarına göre şekillendirilen liste  bugünlerde akademisyenler arasında özellikle sosyal medyada çok popüler. Bir kesim çok mutlu, listedeki yerini gururla paylaşıyor, arkadaşları, dostları onlarla gururlanıyor, tebrik ediyor.  Bir kesim insanı ise sanırım yine sıkıntılar basmış durumda,  genelde böyle bir şey yokmuş gibi davranıyorlar.  En büyük ve en yetkin bilim insanı benim edasıyla her yerde konuşup, şu an için bu listede yer alamayan veya istediği yeri elde edemeyenlerin biraz ayakları yere basmaya başlar mı bilemiyoruz. Şu sıralar pek çok kişi kendi ve çevresindekilerin Google Scholar profili ile zaman geçiriyor gibi.

H-indeksi hassas bir konu. Öncelikle nedir bu h-indeksi ona bakalım. H-indeksi yaptığınız bilimsel yayınların ne kadar atıf aldıklarına göre hesaplanan basit bir puanlama sistemi. Bir araştırmacının ne kadar verimli ve etkili olduğunu gösteren sayısal bir gösterge. Kaliforniya Üniversitesinde fizikçi olan Profesör Jorge Hirsch tarafından 2005 yılında icat edilmiş. Örnekle anlatacak olursak; örneğin 20 tane yayınınız var ama bunların sadece 12’si en az 12 atıf almışsa h-indeksiniz 12. Akademik hayatta yayın yapmanın yanı sıra ne kadar etkin ve bilime faydalı bir yayın yaptığınızı göstermesi açısından önemli bir gösterge. Peki tek başına akademisyenleri değerlendirmek için yeterli bir gösterge mi, elbette değil. Yanlış anlaşılmasın, kimsenin başarısını küçültmek için söylemiyoruz ama bazı durumları göz ardı etmek mümkün gözükmüyor.  Bir kere tüm akademisyenler ne yazık ki aynı koşullarda çalışmıyor. Hep aynı yerde, büyük üniversitelerde, güçlü ve kalabalık ekiplerle, oturmuş bir sistemde ve  devasa araştırma bütçeleriyle çalışan ve bu imkanları değerlendiren akademisyenlerin  yıllar içinde daha yüksek bir h-indeksine sahip olma şansları doğal olarak daha yüksek.  Büyük ve köklü üniversitelerde bir şekilde kendisine yer bulamamış, bilim ve kariyer için Anadolunun yeni kurulan üniversitelerinde yıllarca çalışmış, her şeyi sıfırdan kurmuş, hep çeşitli olumsuzluklarla mücadele etmiş akademisyenlerin de olduğunu unutmamak lazım. Ayrıca yaşça büyük ve  zamanında emek verip çok sayıda kaliteli yayın yapmış akademisyenlerin zaman içinde atıf sayıları arttığından daha yüksek h-indeksine sahip olmaları  daha olası. Özellikle üst sıralarda yer alan kıdemli hocalarımız gençler için iyi birer örnek. Diğer taraftan her benzer kurum ve kıdem ayrıca kendi içinde de değerlendirilse belki daha iyi bir gösterge olabilir.  Diğer yandan, sayısı az olsa da  h-indeksi düşük ama çok etkili, sayısız atıf almış birkaç yayın yapmış hatta pek çok ödül almış, bilime ciddi katkı sağlamış akademisyenler olduğu da bir gerçek. Bir de işin etik olmayan başka boyutları var. Birileri yayın yapıyor, sürekli yayınlara katkınız olmadığı halde onların grubundan, cemaatindesiniz diye yayınlara sizin isminiz yazılıyor, bir sürü yayınınız ve atıfınız oluyor, doğal olarak h-indeksiniz yüksek. Yine ekip olarak organize olarak sürekli birbirinizin yayınına atıf yapıyorsunuz, h-indeksiniz yine yüksek. Bunların sayıları az şimdilerde ama önceki yıllarda azımsanmayacak ölçüdeydi. Bu da işin diğer boyutu. Bir de sosyal bilimler için h-indeksi ile değerlendirme ne kadar doğru ayrıca tartışılabilir. Her meslek grubunu kendi içinde değerlendirmek sanki daha doğru bir yaklaşım.

Murat Alper Hocanın çalışması Google Scholar verileri üzerine büyük emek verilerek  yapılmış. Bazı eksiklikler  ve yanlışlıklar barındırsa da çok değerli bir çalışma. Hocamız çok ağır bir yükün altına girmiş. Kolaylıklar diliyoruz. Liste itiraz ve uyarılarla sürekli güncelleniyor, nihayetinde düzeltmeler yapıldıkça daha iyi bir noktaya gelecek. Ancak Google Scholar verilerindeki sıkıntı bu verilere indekslenmeyen Türkçe ve uluslararası dergilerdeki yayınların da dahil olması yanında size ait olmayan yayınların profilinize eklenmesi ihtimali. Kendinize ait olmayan yayınları ayıklamadıysanız hak etmediğiniz halde yüksek bir h-indekse sahip gibi gözükebilirsiniz. Bazen de yayınınızı kendiniz eklemeniz gerekebiliyor.  Researchgate verileri ise genel olarak SCI ve SCI-E yayınlara ve atıflara dayandığından kuşkusuz daha güvenilir.

H-indeksinin yanında daha birçok endeks de var. Örneğin i10 indeksi kaç tane 10 ve  üzerinde atıfınız olan yayınınız var gösteriyor. Ayrıca atıf sayınızın yanı sıra, yayınlarınıza yapılan atıfların uluslararası kabul görmüş ve etki faktörü yüksek dergilerde olması da önemli. Son çıkan uluslararası bir yayında çok farklı hesaplama ve etki faktörleri kullanılarak bir dünya listesi yapılmış. Özellikle bu dünya listesinde yer alan akademisyenlerimizi,  bu listede üst sıralarda yer alanlar gibi   yürekten kutluyorum.

Kısıtlamaları olsa da h-indeksi ve atıf sayınız akademisyenliğinizin gücünü ve bilime katkınızı göstermek açısından dünyanın kabul ettiği değerli ve küçümsenemeyecek bir ölçüt. Liste güncelleniyor ama şu an ülkemizde bazı üniversitelerimizden hiçbir akademisyen 6000’lik listeye girememiş. Buralarda bu düzeyde akademisyen mi yok yoksa profillerini mi oluşturmamışlar bilemiyorum. Sanırım ikincisi,  inşallah öyledir. Bazı üniversitelerimizde ise akademisyen sayısı fazla olmasına rağmen tüm listede ve üst sıralarda yeterli isim yok. Bunlar da düşündürücü.

Evet gelelim yazının başlığına. Bir ara sonradan gelip çalıştığımız bir kurumda kendinden görmediklerine tepeden bakan, her şeyin en iyisinin kendilerinde olduğuna ve olması gerektiğine inanan, kendilerini çalıştıkları kurumda her şeyin sahibi gibi gören, bu tavırlarını her ortamda belli eden önceden beri orada çalışan bir grup  çalışma arkadaşımız vardı. Derken Uluslararası bir proje olan Webometrics tarafından iki yıl üst üste h-indeksine göre dünyadaki sanırım ilk 5000 akademisyen listesi yayınladı. Kurumsal bir başarının duyurusu olarak her seferinde küçük büyük demeden diğer başarılarda olduğu gibi sosyal medyada listedeki arkadaşlarımızı tebrik ettik. Sanırım bazıları h-indeksi diye bir indeks olduğunun bile yeni farkına varmışlardı. Yaratılan algıyı mı zedelediğini düşündüler bilinmez, biz çok fark etmemiştik ama kendileri listede olmayınca çok üzülmüşler. Önce bunun kurumsal bir sorundan kaynaklandığını söylediler. Evet bu mümkündü ancak böyleyse bunda bizim bir suçumuz yoktu. Bu arada hemen profili olanlar profillerini düzenlediler, olmayanlar hemen profil oluşturdular. Ama sanki hırsla kendilerine ait olmayan makaleleri ayıklamayı unutup öylece paylaştılar. Kurumsal sorun olmasa listede yer alabilecekler miydi bilemiyorum. Çünkü biz de kurumsal bir yaklaşımla çalışma arkadaşlarını tebrik etmelerini beklerken, sanırım kendilerinin h-indeksini yeterli görmeyip birkaç yıl önce beklenmedik şekilde vefat eden, değerli, emektar, bizlerden yaşça büyük sevdiğimiz bir hocamızın h-indeksini gündeme getirerek, bence ona biraz haksızlık ettiler. Beraber çalıştığımız arkadaşlarımızın bu tavırlarına o günlerde ne kadar şaşırdığımızı ve üzüldüğümüzü anlatamam. Mutlu ve huzurlu çalışırken aramıza h-indeksi girdi. Böyle bir şey bu h-indeksi işte. Her h indeksi muhabbetinde o günleri hatırlıyorum.

Evet akademide rekabet, akademisyende kuşkusuz çalışma hırsı olmalıdır. Ama her işte olduğu gibi akademide de aşırı hırs ve ego kendine ve çevreye zarar vererek üzücü şeylere neden olabilir. Genç akademisyenlere örnek olalım, onların önünü açalım, inşallah 2023 yılına kadar dünya listelerinde sayısız akademisyenimiz ve üniversitemiz yer alsın.

Yanlış bilmiyorsam ülkemizde üniversitelerde 50.000’e yakın profesör ve doçent var. Toplam akademisyen sayısı 175.000’e yakın. H-indeksi düşük olduğu için listede yer alamayan, ya da yerini beğenmeyen, morali bozulan akademisyenlerimize seslenmek istiyorum. Bu gibi listeler sizin için bir motivasyon kaynağı olsun. Ama uluslararası indekslerdeki dergilerde 100’e yakın yayını olan bir akademisyen olarak söylemek istiyorum ki; yayın ve atıf sayısı mutlaka önemlidir ama akademisyenliğin tek ölçüsü sadece çok yayın ve atıf sahibi olmak değildir. Akademisyen her alanda yaşadığı topluma yararlı ve iyi işler yapmalı, topluma örnek ve önder olmanın yanında sadece teorik de değil pratikte de iyi bir öğretmen olmalıdır.

Prof. Dr. Bumin N. Dündar

https://www.izmirpediatri.org/2021/02/21/nedir-bu-h-indeksi-h-indeksi-cikti-mertlik-bozuldu/

ETİKETLER : Rektörlerin H -indeksi H indeksi En Yüksek Olan Akademisyenler En Fazla Atıf Alan Akademisyenler Türkiye de en çok atıf alan Akademisyenler Google Akademik h indeksi
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer RANKINGS haberleri
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Arşiv Arama
- -